James Webb Uzay Teleskobu

Webb Uzay Teleskobu
Webb Uzay Teleskobu

James Webb Uzay Teleskobu: Dünyanın en ünlü teleskoplarından biri olan James Webb Uzay Teleskobu Ekim ayında yörüngeye oturtulduğunda, dünyanın önde gelen uzay bilimi gözlemevi olacağı düşünülmektedir. Yüksek çözünürlüklü ve kızılötesi algılama cihaz kombinasyonlarının yardımıyla, gökbilimcilere yalnızca yerel evrendeki ayrı ayrı yıldızlarla ilgili değil, aynı zamanda diğer galaksilerin çekirdeklerinde neler olduğuna dair bizlere benzeri görülmemiş düzeyde ayrıntılı veriler sağlanması bekleniyor. James Webb Uzay Teleskobu bize neler sağlayacak onların daha da artık detaylarına girelim.

NASA ve ortakları, Avrupa Uzay Ajansı ve Kanada Uzay Ajansı tarafından Webb teleskobunun yeteneklerini test etmek üzerine desteklenen toplam 13 proje bulunmaktadır.

Bu projelerden ikisine liderlik eden Virginia Üniversitesi iki astronomu Webb teleskopunun fırlatılmasını sabırsızlıkla beklemekteler.

Aaron Evans’ın ve Nitya Kallivayalil isimli bu astronomların projelerinin yanı sıra, diğer 11 proje ile elde edilecek veriler, gökbilimcilere hemen aktarılacak ve gelecekteki araştırmalar için arşivlenecektir.

Bu tip çalışmalara Erken Bilim Yayınları denmektedir. Türkçemizde tam karşılık bulmasa da İngilizce anlamı olarak “Early Release Science Program” denilmektedir.

Astronom Evans, James Webb Uzay Teleskobu ‘nun sunduğu teknolojik ilerlemeyi bir perspektife oturtmak için diğer teleskoplarla karşılaştırma yapılması gerektiğini de ayrıca ifade ediyor.

Şöyle ki Webb Teleskobu önceki Spitzer Uzay Teleskobundan yaklaşık 50 kat daha iyi hassasiyete ve 10 kat daha iyi çözünürlüğe de sahip olduğunu biliyoruz.

Kızılötesi Astronomi Nedir?

Kızılötesi(UVA) Teleskobu astronomi profesörü ve birleşen galaksilerin çekirdeklerini keşfetmek için planlanan bir projenin ortak araştırmacısı olan Evans’ın açıklamaları da oldukça ilginç.

“Daha önce Spitzer Uzay Teleskobu ile çalışan bizler için James Webb Uzay Teleskobu temelde bir rüya olduğunu ve “Noel ağacınızın altına hediye olarak bir teleskop konulsaydı bu ancak Webb teleskopu olurdu demektedir.

Yakın alan kozmolojisini ve karanlık maddeyi araştıran bir astronomi profesörü olan Kallivayalil, Berkeley’deki California Üniversitesi’nden Daniel Weisz liderliğindeki ayrı bir projede, Webb teleskopunun bireysel yıldızların ayrıntılarını seçebilme yeteneği sayesinde şimdiye kadar gaz ve tozdan örtülmüş yıldız popülasyonları üzerine araştırmacı olarak ta çalışıyor. Kallivayalil, “Webb teleskopunun bu tür teknik gözlemleri galaksimizin ötesine ve yerel evrene yayma yeteneği, yerel evreni daha geniş bir kozmolojik bağlama yerleştirmemize izin verecek” olduğunu da ayrıca ifade etti.

Uzaktaki galaksilerin çarpışması esnasında yıldız oluşumu artarken yıldızları ve gazları merkeze doğru düşmektedir. Aynı zamanda, bu galaksilerdeki kara delikler kendi kendilerine oluşan reaksiyonlarla kütle ile dolarken kendilerini çevreleyen gaza da enerji yayarlar. Bunu tozla kaplı galaksiler arası bir havai fişek gösterisi olarak bile düşünebiliriz. Bu oluşan ortamda Webb Teleskobu sayesinde kızılötesi ışıkla önemli ölçüde daha keskin ve daha hassas gözlemleri bize tozun arkasını görebilme fırsatı tanımaktadır.

Aynı zamanda bu galaksilerin çekirdeklerinde neler olduğu hakkında çok daha fazlasını açığa çıkaracak ve yüksek çözünürlüklü verilere kavuşmamıza yol açacaktır.

Pasadena’daki California Institute of Technology / IPAC‘den Evans ve Lee Armus liderliğindeki araştırma ekibi, parlak kızılötesi galaksiler olarak bilinen bir etkileşimli galaksiler sınıfının merkezlerini inceleme fırsatı bulacaklar.

Galaksi Oluşumları

Bu birleşen galaksiler, gaz bakımından zengin sarmal galaksilerdir. Bu galaksilerde çarpışmadan önce yıldızları oluşturdukları anlamına gelir. Yıldız oluşum hızları da birleşme öncesine göre 50 kata kadar daha az hızlarda olmaktadır. Astronom Evans “Bu etkileşimli galaksilerle ilgilenmemizin nedenlerinden biri, galaksimizin yakınlardaki Andromeda Galaksisi ile nihai birleşmesinin bir ön izlemesini sunmaları olduğunu” belirtmektedir. “Bizim galaksiler gibi galaksiler birbirine yaklaştıklarında, etkileşim ve birleşme olasılıklarına sahip oluyorlar, bu da bize aşırı yıldız oluşumu esnasında patlamaları olan bölgelerin muhteşem manzaralarını sunuyor demekte.”

Yıldızlar oluşurken çevredeki tozu ısıtırlar ve kızılötesi ışıkta muazzam miktarda enerji üretirler.

Webb Teleskobu araştırmacıların bu merkezi yıldız oluşum bölgelerini ilk kez çözmelerine izin verecek.

Evans ve Armus ’un önderliğindeki proje 150 ila 300 ışık yılı genişliğindeki alanları gözlemlemeyi hedefliyor. Evans, galaksilerin birbirlerine bağlanabilmesi için bir birleşmedeki her galaksinin boyut olarak yaklaşık birkaç yüz bin ışık yılı olduğunu söyledi.

Webb ’in yüksek çözünürlüklü, kızılötesi cihazları tüm tozu ortadan kaldıracak ve ilk kez çekirdeklerindeki etkinliği net bir şekilde görebilmemizi sağlayacak.Armus “Webb ‘in yüksek çözünürlüklü kızılötesi cihazlarının sağladığı verilerinden yola çıkarak bu galaksilerde neler olup bittiğini çözme yeteneklerimizde büyük sıçramalar sağlayacağız” dedi.

Aynı zamanda araştırmacılara, birleşen galaksilerin merkezlerine net bir bakış sağlaması ve galaksilerin nasıl etkileşime girip birleştiğini açıklayacak olması ve de yeni nesil modeller hakkında bilgi vermesi de bekleniyor.

Webb teleskopunun aletlerinin, şu anda güçlü Hubble Uzay Teleskobundan bile gizli kalan yıldızları ortaya çıkarması beklenmektedir.

Kallivayalil, Webb teleskopunun ilk gözlemlerinin, yerel evrendeki yıldızların bireysel ışığını çeşitli ortamlarda ayırt etme yeteneğini göstereceğini söyledi. Görünür ışıkta gaz ve tozun arkasına gizlenmiş yıldızları çözme yeteneği, Kallivayalil ve Weisz ile çalışan diğer dokuz araştırmacının, yıldız doğumundan yıldız ölümüne ve evrenin genişlemesine oranına kadar bir dizi soruyu araştırmasına olanak tanıyacaktır.

Kallivayalil, “James Webb Uzay Teleskobunun hassasiyeti, daha uzak yıldız popülasyonlarını iyi çalışılmış yerel olanlara ilişkilendirmek açısından gerçekten çok önemli” dedi.

“Daha ileriye gidebilmemiz ve daha sönük yıldızları inceleyebilmemiz ve yine de yıldızları tek tek görebilmemiz ve onları derinlemesine inceleyebilmemiz kesinlikle harika” diyor.

Webb, evrende oluşan ilk tohum galaksilerinin bir kalıntısı olan, yakınlardaki, ultra sönük bir cüce galaksiyi de inceleyebilecek.

Weisz, bunlardan bazılarının sonunda Samanyolu gibi daha büyük galaksiler oluşturmak için birleştiğini ve şimdi küçük, yerel cüce galaksileri gözlemleyebilmenin “bize milyarlarca yıl önce nasıl olduklarını göstereceğini” söyledi.

Erken Yayın Bilimi projesinin bir başka üyesi olan Uzay Teleskopu Enstitüsü’nden gökbilimci Martha Boyer’e göre, bu olasılık, bir bütün olarak evrenin daha iyi anlaşılmasını önemli ölçüde artırabilir.

Boyer, “Tüm evreni anlamak için yerel evreni gerçekten anlamamız gerekiyor,” dedi. “Yerel Galaksi Grubu, galaksileri – her bir bileşeni – ayrıntılı olarak inceleyebileceğimiz bir tür laboratuvar. Uzak galaksilerde çok fazla detayı çözemiyoruz, bu yüzden tam olarak neler olduğunu bilmiyoruz. Uzak veya erken galaksileri anlamaya yönelik önemli bir adım hedefimiz ulaşabileceğimiz bu galaksiler koleksiyonunu incelemektir ” demektedir.

Webb misyonu ilerledikçe, Kallivayalil ve Evans, araştırmacıların araçlarını yeni, beklenmedik şekillerde kullanmanın yollarını keşfetmelerini beklediklerini söyledi.

Kapsamlı hedef, bulgularını gerçek zamanlı olarak paylaşmak ve daha büyük astronomi topluluğunun bir dizi araştırma hedefini ilerletmesine yardımcı olmaktır.

Yeterince temsil edilmeyen iki azınlık bilim insanı olarak bu işi yapmaktan gurur duyduklarını ve bu tür projelerde çalışmak için gelecek nesli işe almayı dört gözle beklediklerini söylediler.

Kallivayalil, “Bunun sadece projemiz için değil, genel olarak astronomi için de bir oyun değiştirici olabileceğini düşünüyorum” dedi.

Sevgili okurlarım bizler bu oyunun neresinde ve nasıl yer edineceğiz? Ben de onu çok merak ediyorum.

Ama bizim amacımız astronomi ve astrofizik konusunda farkındalık oluşturup yeni kapıların açılmasını sağlamak, arkadan gelen nesillerin daha da büyük adımlar atmasına olanak vermek olacaktır.

Tıpkı kuzeninim ODTÜ’de beni yetiştirirken yaptığı gibi. Yeni neslin internet çağında etrafında olan biteni hemen görebilmesi bizim en büyük teselli kaynağımız.

Sağlıcakla kalın.

University of Virginia – UVA Today’den derlenmiştir.

 

    İlk yorum yapan olun

    Bir Cevap Yazın